PALM YAĞI VE SAĞLIĞA ETKİLERİ

Son yıllarda, sağlık ve beslenme arasındaki ilişkinin önemine olan ilgi ve merak giderek artmıştır.  Yağ, bir kişinin günlük beslenme düzeni içerisinde yer alan zorunlu bir makro besindir. Bitkisel sıvı yağlar ise en çok tüketilen yağlardır. Yüksek yağ oranına, özellikle de doymuş yağ asidi açısından yüksek içeriğe sahip olan beslenmenin, kalp-damar sistemi hastalıkları, obezite ve kanser tipleri ile olan bağlantısı dikkat çekmektedir.

Palm ağacı (Elaeis guineensis), birçok batı Afrika ülkesine özgü yerel halkın geleneksel olarak yemek pişirme ve diğer amaçlar için kullandığı eski bir tropik bitkidir.

Palm ağacından iki farklı yağ elde edilir: çekirdeklerinden palm çekirdeği yağı, tohumlardan ve meyvenin etli kısmından ise palm yağı olarak.  Palm meyvesinin etli kısmında bulunan yenilebilir yağ, farklı yöntemler kullanılarak elde edilebilir

Ham palm yağı(diğer adı ile kırmızı palm yağı) triaçilgliseroller (TAG'ler), vitamin E, karotenoidler, fitosteroller, fosfolipidler, serbest yağ asitleri (FFA'lar), zamk ve lipit oksidasyon ürünleri içerir. Zararlı maddeler rafine edilerek uzaklaştırılır.

Ham palm yağının kalitesine rağmen, gıda imalat sanayi, yumuşak ve hafif bir renk içeren palm yağı kullanmak istediği için rafineri etme işlemini zorunlu bir hale getirmektedir. Bu adımlar, kimyasal (alkali veya asit muamelesi) veya fiziksel yöntemlerle (buhar arıtma, inert gaz ile muamele etme, moleküler damıtma, membran rafine etme, vb.) yapılabilir. Bu işlemler sonrasında da sağlık için zararlı olan bazı maddeler ortaya çıkabilmektedir.

Palm yağı ve palm çekirdeği yağı sırasıyla % 50 ve % 80 oranda doymuş yağ asitleri bakımından yüksek içeriğe sahiptir. Palm yağı, tokotriyolün en büyük doğal kaynağıdır. K vitamini ve magnezyum açısından da yüksektir. Palm yağı doymamış bir omega-6 yağ asidi olan linoleik asidi %10 oranda içerir. Linoleik asit, insanların ihtiyaç duyduğu iki temel yağ asidi arasındadır. Ayrıca kırmızı palm yağı Q10 enzimi açısından zengindir.

 

PALM YAĞI'NIN FAYDALARI

Palm yağı taze halde ve/veya oksidasyona uğramış şekillerde tüketilir. Çeşitli hayvan türlerinde ve insanlarda besleme deneyleri, taze palm yağının sağlığa yararlı rolünü vurgulamıştır. Bu yararlar, arteriyel tromboz ve ateroskleroz(damar içi pıhtılaşma ve damar sertleşmesinde) riskinde azalma, kolestrol biyosentezi ve trombosit agregasyonunda inhibisyon(kanın pıhtılaşma eğiliminde azalma) ve kan basıncında azalmayı içerir.

Ayrıca palm yağı birçok ülkede A vitamini eksikliğini önleme amaçlı kullanılmaktadır.

Bununla birlikte, okside olmuş durumda kullanılması vücudun fizyolojik ve biyokimyasal işlevlerine potansiyel bir tehlikeye sahiptir. Oksitlenmiş palm yağı, plazma lipid profili, serbest yağ asitleri, fosfolipidler üzerinde olumsuz bir etkiye neden olur. Ayrıca, okside palm yağı, özellikle böbrekler, akciğerler, karaciğer, kalpte ve üreme organlarında da zararlı etkilere sahiptir. Mevcut kanıtlar, oksitlenmiş yağın sağlığa zararlı etkisinin oksidasyona bağlı toksik maddelerin üretilmesi ile olduğunu göstermektedir. Okside olmuş yağın veya yağın oksidasyon düzeyinin azaltılması sağlık üzerindeki riski azaltabilir.

PALM YAĞI TARTIŞMALARI

Palm yağının doymuş yağ içeriği, yapılan kötüleme kampanyalarının temelini oluşturmaktadır. 1950'lerin sonlarına doğru Minnesota'daki bir araştırmacının kalp hastalıklarındaki artışın hidrojenize edilmiş bitkisel yağlardan kaynaklandığını duyurmasıyla, anti-doymuş yağ kampanyasının kökleri atılmıştır. Bu dönemde palm yağı ve Hindistan cevizi yağı başta olmak üzere pek çok bitkisel yağa karşı bir kampanya başlamıştır. Gıda sanayisinin o zamanlardaki cevabı, soruna neden olan hidrojene yağlarda sadece doymuş yağ olduğunu iddia etmekti. Bunu, bireysel araştırmacılar, bazı çok uluslu şirketler ve hatta Birleşik Devletler'deki resmi kurumlar tarafından anti-doymuş yağ/anti-tropik yağlar kampanyaları (1960'lardan 1980'lerin ortalarına kadar) izledi.

Bununla birlikte, anti-palm yağı kampanyaları, ekonomik kazançlar için fazla yapılmıştır. Ne yazık ki, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki bu olumsuz tanıtım, dünya genelinde hatta kalp hastalığı yaygınlığı ABD'ninkinden çok daha düşük olan gelişmekte olan ülkelere de yayılmıştır.  

Kalp hastalıklarının birçok gelişmekte olan ülkede (özellikle Batı Afrika'da) artmış olması, yüzyıllarca bu yağların tüketilmesi dolayısıyla değil de, diyetlerin "batılılaşması" na daha çok bağlanmıştır.

Özetle; belirli gıdalara ağırlık verilerek beslenmek yerine, genel olarak sağlıklı bir beslenme düzeni yararlıdır.

HERHANGİ BİR GIDANIN BESLENME DÜZENİNDEN ÇIKARILMASI VEYA EKLENMESİNE AŞIRI VURGU YAPMAK DÜŞÜNCESİZ BİR REHBERLİKTİR.

Hangi besin grubu olursa olsun satın aldığınız ürünün hangi yöntemlerden geçirildiği, içinde katkı maddesi olup olmadığını değerlendirerek; olabildiğince gıdaları en saf hali ile temin etmek verilecek en doğru karardır.

Yani; sağlıklı olduğunu bildiğiniz ve işlenmiş olduğu için kullanmak istemediğiniz herhangi bir yağ türevini, direkt olarak meyvesini/hammaddesini tüketerek diyet listenize dahil etmeniz çok daha uygundur.

 

 

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC5044790/

https://academic.oup.com/nutritionreviews/articleabstract/75/2/98/2965109?redirectedFrom=fulltext

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/26393565

https://www.webmd.com/vitamins-supplements/ingredientmono-1139palm%20oil.aspx?activeingredientid=1139&activeingredientname=palm%20oil

 

BU YAZI, TAMAMEN BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. KESİN TANI VE TEDAVİ İÇİN MUTLAKA DOKTORUNUZA BAŞVURUNUZ.

 

Çocuğunuzun
Şikayeti mi var?



Miniklerimizden

Copyright © 2017